"Bu din Zatım için seçip razı olduğum dindir. Ona ancak cömertlik ve güzel ahlâk yakışır. Müslüman olarak yaşadığınız müddetçe onu, bu iki hasletle yüceltiniz."
Hz. Muhammed (S.A.V)
İnfak ve sadaka en geniş manasıyla "Allah'ın hoşnutluğunu elde etme niyetiyle insanın kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara ayni ve nakdi yardımda bulunması" demektir.Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içine alır. Allah rızası için yapılan, İslam'a ve Müslümanlara yardım ve fayda sağlayan her türlü harcama ve tasarruf; ülkenin savunması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi, okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi hayır kurumlarının tesisi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar her türlü gayret, Allah yolunda yapılan infak olarak kabul edilir.
"Allah İçin Vermek" kitabında, teorik ve pratik olarak infak, sadaka ve cömertlik konuları ele alınıyor. Medeniyetimizin tam bir infak ve yardımlaşma medeniyeti olduğu vurgulanırken, dünya medeniyetleri içinde vermeye bu derece teşvik eden ve onu bu kadar sağlam esaslar çerçevesinde organize eden ikinci bir medeniyet ve din olmadığına dikkat çekiliyor.Allah yolunda verme ahlâkını, toplum blokları arasındaki irtibat ve beraberliği sağlayan bir köprüyü ve hakkı hep üstün kılmak için gereken çok önemli bir dinamik, infak ve sadaka mevzuunu gündemimize taşıyan "Allah İçin Vermek" Faruk Çetin imzası taşıyor.
*******************
Bütün canlılar gibi yeryüzünde yaşayan bizler de faniyiz. Yaşayan bütün canlılar hayat nimetini belli bir süreliğine tatmak için gönderiliyor dünya denilen gezegene. Sonra sûreten kaybolup gidiyor fakat pek çok hususiyetiyle Allah’ın ezeli ilminde adeta arşive kaldırılarak manasını ve hükmünü devam ettiriyor.
Yaratılmışlar içinde bir canlı var ki diğerlerinden çok farklı. Donanımıyla, hedefleriyle, ufkuyla ve özellikle kendisine bahşedilen akıl nimetiyle temayüz eden bir canlı. Evet, insandan bahsediyoruz. Yeryüzüne bir halife yani emanetçi olarak gönderilen insandan ve her şeyiyle emanetçi olan bir varlıktan.
Bunun yanında mala çok düşkün ve tutkun olan, evlat sahibi olmaya, altına, gümüşe bilumum dünya metaına meftun olan bir canlıdır insan. Ama kulluğun ince çizgisi de burada ortaya çıkıyor zaten. Kulluğun ince çizgisi; varlık gayesini idrak ve meftunu olduğumuz, gönlümüzü kaptırabileceğimiz şeylerden sıyrılarak kalbimize sadece Allah’ın rıza ve sevgisini yerleştirebilmek.
Evet, kulluk bir anlamda Allah için fedakârlık yapmanın adıdır. Diğer bir tabirle Hak istediği için zamanımızı O’nun yolunda sarf etme, Hak istediği için bedenimizi O’nun yolunda yorma ve Hak istediği için emanetçisi olduğumuz varlığımızdan sarf-ı nazar edip başkalarını sevindirebilmektir. Dünyada fani olduğumuzun ve bize verilen her şeyin aslında Allah vergisi olduğunu idrak etme ve canımızla, malımızla fedakârlık yolunda yürüyerek Hakk’ın rızasına ulaşmadır.
İşte bu fedakârlığın özellikle de maddî olan kısmı İslâm dininde infak ve sadaka olarak ifade edilir. Allah yolunda cân u gönülden bir şeyler bağışlayıp ferâgatte bulunma Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim’in hemen başında Bakara Sûresi’nin girişinde müttakilerin (takva sahiplerinin) önemli bir hususiyeti olarak karşımıza çıkar. O müttakiler gaybe inanırlar, namazı ikame ederler ve Allah’ın kendilerine verdiği her türlü nimetten yeri geldiğinde fedakârlıklarda bulunurlar ve böylece felaha ulaşırlar.
İnfak ve sadaka en geniş manasıyla “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme niyetiyle insanın kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içine alır. Farz olan infak zekât ve kişinin kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak üzere yaptığı harcamalar, bir de vatanın, milletin, namusun, millî ve manevî değerlerin muhafazası yolunda yapılan harcamalardır. Bunların dışında kalan harcamalar ise nafile kısmına girer.
Allah rızası için yapılan, İslâm’a ve Müslümanlara yardım ve fayda sağlayan her türlü harcama ve tasarruf infak çerçevesine girer. Dinimiz böyle bir niyetle yerine getirilen, ülkenin savunması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi, okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi hayır kurumlarının tesisi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar her türlü gayreti, Allah yolunda yapılan infak olarak kabul eder.
Bakara Sûresi’nde yer alan “Sana Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: İnfak edeceğiniz mal anne baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış gariplere verilmelidir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir.” âyetiyle infak ederken gözeteceğimiz öncelik sırasına işaret edilmekle birlikte âyetin son kısmındaki ifadeden, asıl önemli noktanın hayır yapma arzusu ve niyeti olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Efendimizin hadislerinde aile fertlerine yapılan harcamalar da infak kavramıyla ifade edilmiş ve sadakaların en hayırlısı olarak gösterilmiştir.
Kur’ân’da zengin müminlerin mallarında yoksulların da haklarının bulunduğunun belirtilmesi mezkûr varlıklı kişilerin, bir özür sebebiyle çalışamayan veya geliri ihtiyacını karşılamayanlara yardımda bulunmakla mesul olduğunu göstermektedir. Bu yardımın tasadduk, zekât, fıtır sadakası, kurban, hediye, kullanmaya verme (iare), vakıf, devlet bütçesinden maaş bağlama gibi birçok çeşidi vardır ve bunların hepsi geniş anlamda infak kavramıyla ilgilidir.
Dinimize göre kişi her ne kadar öncelikle emeğiyle kendisinin ve yükümlülüğü altındakilerin ihtiyacını karşılamaya çalışmakla mükellef olsa da - bir hadiste belirtildiği üzere kişi elinin emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir şey yememiştir- realite de insanların bir kısmı bu konuda muvaffak olamamakta ve muhtaç duruma düşmektedir. Bu durumda ictimâî açıdan hiçbir boşluğa imkân tanımayan dinimiz söz konusu insanların mağduriyetlerinin giderilmesi ve normal ihtiyaçları kadar faydalandırılması ilkesini devreye sokmuştur. Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz dul ve yetimlerin geçimini bizzat üstlenmiş, Hz. Ömer de idareciliği döneminde bu uygulamayı resmileştirmiştir.
İnfak kelimesini biz umumiyetle karşılıksız yardımlar için kullanılırız. Bu anlamda Kur’ân’da yaptıkları iyiliklerden dolayı bir karşılık beklemeyen insanlar övülmekte ve bu hususa dikkat çekilmektedir. Bununla birlikte meşru alanlarda yatırım yaparak istihdam yoluyla insanların nafakalarını sağlamaya vesile olmak da infak kabul edilmiştir. Serveti âtıl bırakıp (kenz) Allah yolunda harcamayanları ağır bir dille yeren âyetler bu hususa da değinmiş olmaktadır. Yani elindeki mevcut para veya mal cinsinden şeyleri meşru dairede yatırıma dönüştürüp insanlara ekmek kapısı açan işverenler de Allah’ın hoşuna giden bir davranış ortaya koymakta ve bir anlamda Allah yolunda infak edenler zümresine dâhil olmaktadırlar.
Dikkati çeken önemli bir nokta da şudur ki âyetlerde iyiliklerin sevabı genellikle bire on olarak gösterildiği halde Allah yolunda infakın sevabının bire yedi yüz ve daha fazla olarak gösterilmesi infakın diğer ibadetler arasında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiğini göstermektedir.
Allah Resûlü her çeşidiyle infak ve tasadduka vurgu yapmış ve müminleri bu konuda teşvik etmiştir. Yarım hurma olsa dahi tasaddukta bulunmak gerektiğini, sadakanın rızkı çoğaltacağını, ömrü ve malı artıracağını, Rabbin gazabını dindireceğini, nusret getireceğini, bereketi artıracağını, cömertliğin Allah’ın ahlâkından olduğunu, yoksullara arka çıkmanın kötü ölümü engelleyeceğini, sadakanın (bir paratoner gibi) bela ve musibetleri önlediğini söylemiş; Allah için infak etmeyenin ise rızkının daraltılacağını haber vermiştir.
Sözün özü bütün çeşitleriyle infak İslâm’ın çok önemli bir unsuru, toplum blokları arasındaki irtibat ve beraberliği sağlayan bir köprüsü ve hakkı ikame ve idame ettirme adına kullanılması gereken çok önemli bir dinamiktir.
Bütün bunlardan sonra İslâm’ın fedakârlıklar adına getirmiş olduğu ölçü konusunda sabit bir ölçünün bulunmadığını hatırlatmak isteriz. Gerçi zekât ve öşür adına dinî nasslarla tesbiti yapılan sabit miktarlar vardır. Ancak bu ölçüler insanı mesuliyetten kurtaracak minimum sınırları bildirirler. Meselâ; altın, gümüş ve ticarî emtia’da nisab 20 miskal altın, tarladan elde edilen ürünlerde onda bir, yirmide bir vb. gibi miktarlar işin minimum ölçüsünü ifade etmek için vazedilmiştir (tayin edilmiştir). Hiç kimse zekât veya öşür verirken bu ilâhî kıstasların altına düşemez. Nasıl 5 vakit namazı 4’e, 3’e indiremiyor 6’ya, 7’ye çıkartamıyoruz; vakitlerde veya rekât adetlerinde değişiklik yapamıyoruz; aynen öyle de zekât veya öşür adına koyulan ölçülerde de herhangi bir değişikliğe gidemeyiz. Ancak bu hakikatin yanında devlet ve millet bütünlüğünün tehlikeye düştüğü dönemlerde, sadece mallar değil, canlar da istenmiş ve milletimiz seve seve bunu vermiştir. Şartların olumsuzlaştığı durumlarda malların infakı hem de zekât miktarından çok çok üstün ölçülerle infakı gerekiyorsa, bu da mutlaka yapılmalıdır.
Bu perspektifle günümüze ve İslâm dünyasının perişan haline bakacak olursak; günümüzde din-i mübin-i İslâm’ın pek çok hakikati, Allah Resûlü’nün mübarek ismi ve mesajları unutturulmak ve yok edilmek istenmektedir. Dünyada İslâm âlemi adına muvazene unsuru olabilecek şerefli, haysiyetli, muteber bir devlet maalesef yoktur. Değişik zalim devletlerin yaptıkları onca zulme karşı Müslümanların hak ve hukukunu koruyabilecek ve onu müdafaa edebilecek kudrette bir güçlü ses ne yazık ki mevcut değildir. İşte bütün bunlar, Müslümanların değil mallarının kırkta birini belki yarısını, hatta hepsini feda etmesi için yeterli bir sebeptir. Evet, ancak böylesine bir gayret neticesinde Müslüman dünyasının ma’kus talihi değişebilecek, gelişen hadiselerin Müslümanların lehine cereyan edebilmesi sağlanmış olacaktır. Fakat bu başarı da kırkta bir ölçüsünde verilecek zekât ile olacak şeyler de değildir. Onun için dava şuuruna sahip her ferd, ukbâ-dünya muvazenesini çok çok iyi değerlendirip, inancı ve imânı ölçüsünde minimum zekât miktarının üstünde yapacağı infaklarla mutlaka i’lâ-yı kelimetullah kervanına katılmalıdır. Şüphesiz ki bugün Allah adına ne verilirse verilsin, Hakk katında çok hora geçecek ve bire binler sevap verilecektir.
Herkes inandığı ölçüde Allah yolunda -malıyla, canıyla- hizmet etmekle mükelleftir ve bunun herhangi bir ölçüsü de yoktur veya bunun ölçüsü izafîdir. Yani kim ne kadar Allah’a ve O’nun yüce adının ufkumuzda şehbal açmasının lüzumuna, Resûlullah Efendimizin nâm-ı celîlinin sinelerimizin dermanı olduğuna inanıyorsa, değil sadece kırkta birlik malını veya onda birlik mahsulünü belki o uğurda canını dahi verecektir. Zira kaldırılması gereken yük dinimizin tespit ettiği minimum ölçülerle kaldırılabilecek hafiflikte bir yük değildir. Tıpkı Tebük’e giderken Hz. Ebû Bekir’in, Hz. Ömer’in yaptığı gibi yerine göre varlığımızın hepsini, yerine göre yarısını, yerine göre kolumuzdaki bilezikleri, kulağımızdaki küpeleri Hak yolunda sarf edebilecek bir topluluğun kaldıramayacağı yük kalmayacaktır Allah’ın izni ve tevfikiyle…
Dileriz ki boyunduruğu omuzlayan ve dünyada bulunuş gayesini tahakkuk ettiren himmet erlerinden oluruz … Cenâb-ı Hak Tevfik ve inayetini üzerimizden eksik etmesin… Âmin…
**********************
GİRİŞ 9
CÖMERTLİK VE İNFAK 17
Cömertlik 17
Civanmertlerin Piri Efendimiz 18
Ben Vermekle Emrolundum 30
Bilal! Beni O İki Dinardan da Kurtar 31
Yâ Resûlallah, Şunu Sırtıma Kaldırır mısın? 34
Ona, Ne İstiyorsa Verin 36
Bilâl! Rabbin Azaltır Diye Sakın Endişelenme! 37
Ya Resûlallah! Bir sıkıntınız mı Var? 37
Uhud Dağı Kadar Altınım Olsa 38
Civanmertlerin Hayatlarından Cömertlik Örnekleri 39
Kim Daha Cömert 40
Eli En Uzun Olan Annemiz 41
Selmân-ı Fârisî’nin Tasadduk Tutkusu 42
Civanmert Talha (radıyallahu anh) 43
Ben Size Söylemiştim 45
Bu Kadar Serveti Ne Yapacaksınız? 47
Güzel Koku ve Sadaka 48
SADAKA VE İNFAK 49
Sadaka Sadakat Nişanesidir 49
Şeytanın “İnfak Etme Yoksa Fakir Düşersin” Tehdidi 52
Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın 53
Ölüm Gelip Çatmadan… 55
Sofranızı Herkese Açın 59
Dünyadan Göçüp Giden Yakınlarınıza Hediyeler Gönderin 64
İnfak, Sadece Maddî İmkânlardan Fedakârlık Yapmak Değildir 66
İyilik Yap Denize At, Balık Bilmezse Hâlık Bilir 67
Sadakalarla Dezenfekte Edilen Kusurlar ve Hatalar 69
Sadaka Katıştırılmış Alışverişler 69
Ne Büyük Bir Ticaret, Ne Kazançlı Bir Alışveriş 72
Borçluya Kolaylık Sağlamak Allah’ın Rahmetine Vesiledir 76
Çocuklarımıza Verme Alışkanlığını Küçüklükten
İtibaren Kazandırmalıyız 79
İmrenilecek ve Gıpta Edilebilecek İki Kişi 81
BİR GÜZEL HAYIR YARIŞI: HİMMET 83
Anadolu’da Ne Analar Ne Hanımlar Var! 96
Kurban Şöleni 99
İnfak Mevsimi Ramazan Ayı 101
Verilen Söz Borçtur 102
Güvenilir Kasadar 106
Sadaka Çeşitleri 109
Sadakanın Getirdikleri 124
Malın Kirini Temizler 124
Ruhen ve Manen Rahatlatır 125
Günahlardan Arınmaya Vesiledir 126
Bereket Duasıdır 127
Rızkı Celbeder 133
Bela Sadakanın Önüne Geçemez 136
Duaların Kabulüne Vesiledir 145
Ömrün Uzamasına Vesiledir 146
Kabrin Ateşini Söndürür 147
Ahiret Sıcağında Gölgeliktir 148
Kibir ve Gurur Hastalığını Tedavi Eder 151
İnfak Âdâbı 154
Allah Rızası İçin Vermek 154
Kendi El Emeğinden ve Helalinden Vermek 161
Az da Olsa Devamlı Vermek 163
Kimseye Hissettirmeden Vermek 165
Yakınlardan Başlamak 168
Minnet Etmemek ve Gönül Hoşluğu ile Vermek 173
Malın İyi ve Güzel Olanlarından Vermek 178
SONSÖZ 180
İSTİFADE EDİLEN ESERLER 185
Bu ürünün sayfada belirtilen açıklamaları, fiyatı veya diğer özelliklerinin hatalı olduğuna inanıyorsanız aşağıdaki bilgileri doldurarak bize iletebilirsiniz
Bu forum ile yapacağınız yorumlarınıza cevap veremeyeceğimizi önemle bildiririz. Siparişiniz ve diğer tüm sorularınız için Müşteri Hizmetleri sayfasından Bize Ulaşın seçeneğini kıullanabilirsiniz.
Ürün açıklamasını yetersiz buluyorum.
Ürün açıklamasında yanlışlık var.
Bu sayfada teknik bir hata var.
Bu ürünün fiyatı sizde piyasaya göre daha pahalı.
Ürünün resmi görüntülenemiyor veya çok kalitesiz.
Ürünün resmi yanlış
Belirtmek istediğiniz başka bir öneriniz varsa yazabilirsiniz..!