Elinizdeki bu kitap erkek ve kadın tarafından yaşanmış aynı olayların kendi pencerelerinden bakışını ortaya koyan bir anlatı kitabıdır. Her ikisi de yaşanmışlıklarının bedellerini nasıl ödediklerini açık, sade ve akıcı bir uslupla sizlere sunuyorlar.
Sunuyorlar ki; yaşadıkları talihsizlikleri sizler daha başlamadan hayatınızdan çıkarın. Unutmayın yaşanan hayat kendimizin, yazılan hayat hepimizin olur.
Bütün edebi kaygılardan uzak sade ve samimilikteki bu sayfaları okudukça sizler de şüphesiz hayatınızın anlamını yeniden keşfedeceksiniz.
AŞKIN BİR YÜZÜ
Nereden başlarsan başla.İster sağdan, İster soldan.
Yukarıdan aşağı da aynıdır, Aşağıdan yukarı da…
Aynı yöne çıkar; her harf, Her hece, her kelime…
Eğer içinde barındırdığı, Gerçekten aşk ise!
İki yürek, tek kelime. Alın size aşk-ı şahane;
AŞKIN BİR YÜZÜ…
KİTAPTAN ALINTILAR...
*Benim gibi duygusal insanların aşksız yaşaması imkansızdı. Bertrand Russel’in “Aşktan korkmak hayattan korkmak demektir ve hayattan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir.” Sözünü anımsadım.
*Evliliğe neredeyse evlilik değil şirket kuracakmışız gibi bakıyorlardı. Ama ben çok mutsuzdum. İçinde her şey olan ama duyguların önemsenmediği bu yaşam beni çok sıkıyordu. Akşam yatağa girdiğimde hayallere dalıyordum. Beyaz atlı prensin gelip beni alacağına inanıyordum. Para pul umurumda bile değildi. Aşık olmadan evlenmeyi aklımın ucundan bile geçirmiyordum.
*Arkadaşlarım, Bu kadar varlık içinde nasıl olur da mutlu olamadığıma, şaşırıyorlardı. Mutsuz olduğumu söylediğimde bazen alay edip bazen kızıyorlardı.
*Tanığımız yıldızlardı. Seviyordum seviyordu. Yaşamak ne güzelmiş sevince... her şey bana dost ve arkadaş görünüyordu. Daha önce gözümde büyüttüğüm problemler meğerse ne kadar basitmiş her şey daha kolaylaşmıştı. Aşkımızı haykırdık.gecenin bir vakti... Elele yürürken kumsalda; kimin umurundaydı yaşama dair kaygılar...
*O bir romantikti. Paradan, güçten ve zenginlikten söz etmiyordu. Hayatımda ilk kez onunla otobüse bindim. Gülhane parkının, Emirgan’ın bu kadar güzel olduğunu onun yanında anladım. Vapurla karşıya geçerken simit verdiğimiz martıların ne kadar dost canlısı olduğunu onun yanında öğrendim. İlk kez gerçekten yaşamanın keyfini çıkartıyordum. Maskelerden ve yapaylıklardan uzak...
*O güne kadar kazandığım hayatımın ve mutluluğumun bir yıldız gibi ellerimden kaydığını hissettim.
*O gülümsediğinde dünya daha bir başka güzel oluyordu. Onunla sonbaharın en karanlık anları ilkbaharın en aydınlık anları gibiydi. Gecenin en karanlığında doğan sabah yıldızıydı benim için. İşte öyle doğmuştu, yüreğimin en karanlık anlarında…
*Dışarıda soğuk bir hava biz şöminenin başında çaylarımızı yudumlarken hiçbir şeyin bizi korkutamayacağını biliyorduk.
*Birden umutlandım. Ellerinden ilk günkü gibi tutsam döner miydi acaba? Seni seviyorum desem... Bir tanem desem… Beni bağışlar mı? Nasıl da buğulandı siyah gözleri... halen öyle güzel ki Bunca yıllık aşkım o benim. Gene eskisi gibi ben sana bağlama çalsam, gitar çalsam, armonika çalsam desem... seni çok seviyorum desem; acaba...
*Ne zaman bir aşk bitse ne zaman bir ayrılık olsa ben hem üşür hem çocuklaşırım. Bir ağaç kuytusuna sığınmak isterim.
*Ben dalıp gitmişken çocukluğumda üşüdüğüm günlere, Melike tekrar “Hoşça kal.” Dedi. Nazlı Üzerindeki minik palto, başında mavi beresi, minik eldivenleri ve gözlerine hiç yakışmayan hüzünle içimi dağlıyordu. Minicik elleriyle “biz ayrılmayalım” diye ettiği duaları anımsadım. Artık ya annesi ya da babası yanında olmayacaktı.
*Minik kızımızı annesi elinden tutup götürürken gözlerindeki yaş damlalarını gördüğümde boşanmaları asıl çocukları vurduğunu, hem de okyanustaki dalgalar kadar sert vurduğunu ama hiçbir şey yapamadıklarını yaşayarak gördüm.
*Saate baktım neredeyse sabah olacaktı. Bir zamanlar onun kollarında mutluluktan uyuyamazdım. Şimdi korkularımdan uyuyamıyordum.
*Aslında o özür diledikçe içim kan ağlıyordu. Boynuna sarılıp ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
*Beni üzen, yaşadıklarının izleri yüreğinde hep kalacaktı. Ne zaman yağmur yağsa gözlerinde bir hüzün ve yalnızlık görürdüm.
*Murat’ı ilk kez orada gördüm. Benimle tokalaşırken yüzünün kızardığını ve heyecanlandığını hissettim. Üzerinde yıpranmış bir elbise vardı. Ama gömleği çok temizdi. Çok güzel bir kravat takmıştı. Pırıl pırıl bir Anadolu çocuğuyla karşı karşıyaydım. Konuşurken gözlerime bakmaya çekiniyordu.
Bu ürünün sayfada belirtilen açıklamaları, fiyatı veya diğer özelliklerinin hatalı olduğuna inanıyorsanız aşağıdaki bilgileri doldurarak bize iletebilirsiniz
Bu forum ile yapacağınız yorumlarınıza cevap veremeyeceğimizi önemle bildiririz. Siparişiniz ve diğer tüm sorularınız için Müşteri Hizmetleri sayfasından Bize Ulaşın seçeneğini kıullanabilirsiniz.
Ürün açıklamasını yetersiz buluyorum.
Ürün açıklamasında yanlışlık var.
Bu sayfada teknik bir hata var.
Bu ürünün fiyatı sizde piyasaya göre daha pahalı.
Ürünün resmi görüntülenemiyor veya çok kalitesiz.
Ürünün resmi yanlış
Belirtmek istediğiniz başka bir öneriniz varsa yazabilirsiniz..!