Küçük bir çocuk bir gün çok değerli bir vazoyla oynuyordu. Elini vazonun içine soktu, ama çıkaramadı. Annesi her şeyi denediyse de, çocuğun elini vazodan bir türlü çıkaramadı. Sonunda vazoyu kırmaya karar verdi. Anne son çare olarak oğluna şöyle dedi: ’Oğlum elini aç ve parmaklarını ileriye doğru uzat. Bak böyle. Sonra da elini çek.’
Fakat çocuk atıldı: ’Olur mu hiç anneciğim? Elimi öyle açarsam, tuttuğum parayı düşürürüm!’
Çoğumuz aslında o çocuğa benzemiyor muyuz? Dünyanın gelip geçici mallarını elimizde sımsıkı tutmaya çalışırken, hürriyetimizi, yani öteki dünyanın sonsuzluğunu feda ediyoruz. Çocuğun bırakacağı parayı vazonun muhafaza edeceğini unutması gibi, biz de öteki dünyanın bu dünyayı da kuşattığını ya unutuyoruz, ya da unutmuş gibi yapıyoruz.
***Ne Kadar Fakir
Bir gün zengin bir adam oğlunu kırsal kesime götürüp ona insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek istemişti.
Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gün bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:
-Yolculuğumuz nasıl buldun?
-Çok güzeldi babacığım diye cevap verdi oğlu.
İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün, değil mi?
-Evet
-Peki ne öğrendin?
-Şunu gördüm dedi oğlu. Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına kadar gelen bir havuzumuz, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim taraçamız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor. Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve çocuk ekledi:
-Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!.
***Huzur
Bir gün bilge bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan etti. Yarışmaya çok sanatçı katıldı. Günlerce çalıştılar, birbirinden güzel resimler yaptılar. Sonunda, eserlerini saraya teslim ettiler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden gerçekten çok hoşlandı. Ama birinciyi seçmek için karar vermesi gerekiyordu.
Resimlerden birisinde, sükunetli bir göl vardı. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların huzurlu görüntüsünü yansıtıyordu. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyordu. Resme kim baktıysa, onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu. Diğer resimde dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli gökyüzünden yağmur boşalıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısacası, resim hiç de huzur dolu görünmüyordu.
Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki bir çatlaktan çıkan minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üzerinde ise anne bir kuşun ördüğü bir kuş yuvası görünüyordu. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş yuvasını kuruyor... harika bir huzur ve sükun.
Peki ödülü kim kazandı dersiniz?
Kral ikinci resmi seçti.'Çünkü' dedi. 'huzur hiçbir gürültünün sıkıntının ya da zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur, bütün bunların içinde bile yüreğinizin sükun bulabilmesidir. Huzurun gerçek anlamı budur'
Bu ürünün sayfada belirtilen açıklamaları, fiyatı veya diğer özelliklerinin hatalı olduğuna inanıyorsanız aşağıdaki bilgileri doldurarak bize iletebilirsiniz
Bu forum ile yapacağınız yorumlarınıza cevap veremeyeceğimizi önemle bildiririz. Siparişiniz ve diğer tüm sorularınız için Müşteri Hizmetleri sayfasından Bize Ulaşın seçeneğini kıullanabilirsiniz.
Ürün açıklamasını yetersiz buluyorum.
Ürün açıklamasında yanlışlık var.
Bu sayfada teknik bir hata var.
Bu ürünün fiyatı sizde piyasaya göre daha pahalı.
Ürünün resmi görüntülenemiyor veya çok kalitesiz.
Ürünün resmi yanlış
Belirtmek istediğiniz başka bir öneriniz varsa yazabilirsiniz..!